Zilyetlik türleri nelerdir

Zilyetlik, bir nesne üzerinde mutlak hakimiyet türü içinde kurulan ilişkiye geri döner. Başka bir deyişle, zilyetlik bir mülkün kullanılması ve elde tutulması anlamına gelir. Düzenli yaşamda, zilyetlik ve sahiplik kavramları bazen birbiriyle karıştırılır. Bununla birlikte, bu ikisi tamamen farklı kavramlardır. Zilyetlik bir mala atıfta bulunurken, sahiplik belirli bir duruma işaret etmek için kullanılır. Sahip olunan mülk ile ona sahip olan kişi arasında belirli bir köprü kurulur. Zilyetlikte, mülk ile ona sahip olan kişi arasında onaylı bir bağlantı kurulur. Zilyetlikten söz edebilmek için mutlak egemenliğin yanı sıra zilyetliğe de ihtiyaç vardır. Bu zilyetlik kavramı bu metnin konusunu oluşturacaktır.

Zilyetlik nedir?

Zilyetlik, mülk ile zilyetlik bağı kuran kişiyi ifade eder. Zilyetliğin, zilyetlik gibi değil, belirli bir durumu ifade ettiğinden daha önce bahsetmiştik. Bu nedenle, bu özel durum birçok alternatif yöntemle gerçekleştirilebilir. Taşınır ve taşınmaz mallar söz konusu olduğunda, doğası gereği, bu mülkün sahibi genellikle ek olarak zilyettir. Dahası, mal sahibi taşınmazı bir kira sözleşmesi kapsamında farklı bir kişiye kiralamış olabilir. Bu durumda, kiracı mülkiyet sahibi olabilir. Zilyetlik, kiracı binayı boşaltana veya kiracı tahliyesi olana kadar devam edecektir. Aynı şekilde, bir nesne üzerinde intifa hakkına benzer irtifak haklarına sahip olan kişiler, nesneyi idareleri altında tuttukları sürece o mülkün zilyetliğindedirler.

Zilyetliğin zorluğuna bir başka örnek vermek gerekirse; örneğin, belirli miktarda mülke sahip olan babanın vefat ettiğini varsayalım. Tam burada, mirasçılar, miras paylaşımı ve alternatif prosedürler olmaksızın bu şeyler üzerinde en iyi mülkiyete sahip olmayacaklardır. Bununla birlikte, mülk mirasçılar tarafından yaşayacaktır.

Dahası, zilyetliğin yetkili araçlarla tesis edilmesi gerekmez. Zilyetlik yalnızca belirli bir durumu ifade ettiğinden, herhangi bir yöntemle tesis edilebilir. Örneğin, hırsızlık suçunu ele alalım. Burada hırsız bazı mülkleri yasadışı bir şekilde ele geçirmiştir. Hırsızın bu aletlere hakkı yoktur, ancak şu anda onları elinde bulundurmaktadır. Aynı yöntemle, dolandırıcılık suçunun faili de belirli araçlar üzerinde haksız bir hakimiyet kurar. Bu yöntemde, taşınır ve taşınmaz malların haksız edinimi, zilyetliğin oluşumunu durdurmaz. Bu nedenle, buradaki suçun failleri, söz konusu ürünlerin zilyetliğine sahip olabilirler.

Zilyetliğin Özellikleri Nelerdir?

Zilyetlikle ilgili akla gelen 4 baskın özellik vardır. Bunları kaydedelim ve temel olarak ifadelere bir göz atalım:

  1. Aleniyet ve Karine: Taşınmazlar için aleniyet tapu sicili tarafından sağlanır. Taşınırlar için aleniyet, zilyetlik düşüncesi ile sağlanır. Bu nedenle, bir taşınırı elinde bulunduran belirli kişi, o mülkün sahibi olarak kabul edilir. Bu yalnızca bir karine teşkil eder. Bu nedenle, diğer her durumda her zaman bilgi verme ve sunma potansiyeli olabilir.
  2. Edinim İşlemi: Tam burada zilyetlikle gerçekleşen yer 2 faktör için önemlidir. Birincisi, tapuda malik olarak görünen ve hiçbir hakkı bulunmayan kişi, taşınmaz üzerindeki zilyetliğini on yıl boyunca dava açmadan ve iyi niyetli olarak sürdürürse, bu örneğe itiraz edilemez. Farklı bir ifade ile bu konuda tapu iptal davası açılamaz. Bunun yanı sıra, bir taşınmazı yirmi yıldır zilyetliğinde bulunduran ve tapuda herhangi bir kaydı bulunmayan, dava açmayan ve zilyetliğini kesintisiz olarak sürdüren bir kişi, bu taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının tapu siciline tescilini talep edebilir. Aynı koşullar altında, zilyet, tapu sicilinden maliki tespit edilemeyen veya yirmi yıl önce gaipliğine karar verilen bir kişinin adına kayıtlı taşınmaz mal için de tapu sicilinde zilyetlik hakkının tescilini talep edebilir. İkinci olarak, başka bir kişinin taşınır malını dava açmadan ve kesintisiz olarak, iyi niyetle ve malik sıfatıyla beş yıl boyunca zilyetliğinde bulunduran bir kişi, zamanaşımı yoluyla bu taşınır malın maliki olacaktır.
  3. İşletme Güvenliği: Türk Medeni Kanunu, alacaklının bir borç ilişkisine istinaden bir mala zilyet olması halinde, bu mal üzerinde hapis hakkı tesis edebileceğini düzenlemektedir. Zilyetlik altındaki mal, taşınır mal veya kıymetli evrak da olabilir. Alacaklı, hapis cezasını sadece borç ödenene kadar uygulayabilir. Burada iki ayrıntı var. Birincisi, ödenmesi gereken bir borç olmalıdır. Bunun yanı sıra, sahip olunan mülkün bu borçla ilişkili olması gerekir.
  4. Barış ve Huzuru Sağlama Operasyonu: Bu işlem kesinlikle aleniyet ve karinenin bir uzantısıdır. Hiç kimse bir başkasının mülkiyetinde bulunan bir malı, ona hakkı olduğunu iddia ederek zorla alamaz.

Zilyetlik Türleri Nelerdir?

Zilyetlik birçok açıdan tamamen farklı sınıflandırmalara konu olabilir. Çoğunlukla tamamen hakka dayalı zilyetlik – Çoğunlukla tamamen hakka dayanmayan (Haksız) zilyetlik ve Asli zilyetlik – Nispi zilyetlik, geniş bir rasyonalizasyon alanı gerektirdiği için ayrı başlıklar altında değerlendirilebilir. Bu 2 sınıflandırmanın yanı sıra, kalan 5 sınıflandırmayı aşağıdaki gibi kaydedeceğiz:

  • Dolaylı Zilyetlik – Doğrudan Zilyetlik: Bir nesne üzerinde mutlak idareyi anında elinde bulunduran kişi doğrudan zilyettir. Bir kez daha, başka bir belirli kişi aracılığıyla eşyalar üzerinde mutlak idareyi sürdüren bir kişi dolaylı zilyetliktedir. Örneğin, endüstriyel taksisini çalışması için bir sürücüye kiralayan mal sahibi dolaylı zilyettir. Bunun yanı sıra, sürücü de doğrudan zilyet olabilir.
  • Tek Sahiplik – Müşterek Sahiplik: Eğer sadece tek bir kişi mülkiyete sahipse, tek mülkiyetten söz ederiz. Bunun yanı sıra, eğer birden fazla kişi zilyet ise, buna müşterek zilyetlik adı verilir. Müşterek zilyetlik, müşterek zilyetlik ve müşterek zilyetlik olarak ikiye ayrılır. Ev sahiplerinin her biri diğerlerinden bağımsız hareket edebiliyorsa, müşterek zilyetlikten söz ederiz. Eğer birlikte hareket etmek zorundalarsa, o zaman müşterek zilyetlikten söz ederiz. Örneğin, bir para kuruluşundaki kasa sadece iki kişinin anahtarlarını birleştirerek açılabiliyorsa, o zaman müşterek zilyetlikten söz ederiz. Bir kez daha, eğer her anahtar kasayı birbirinden bağımsız olarak açabiliyorsa, o zaman müşterek zilyetlikten söz ederiz. Mirasçılar, müteveffanın ölümünden sonra verilen mirasçılık belgelerinde belirtilen ürünleri birlikte kişiselleştirirler.
  • Eşyada Zilyetlik – Haklarda Zilyetlik: Kural olarak, zilyetlik yalnızca eşyalar üzerinde kurulabilir. İstisnai olarak, haklar üzerinde de zilyetlik söz konusu olabilir. Bir binanın duvarında aleniyet hakkı varsa bu durum söz konusu olabilir.
  • Yediemin olarak zilyetlik: Bu asal nitelik, mal sahibinin veya akredite danışmanın rızası ile zilyet olan bir kişiye atfedilir. Örneğin, bir çamaşır makinesi mal sahibi tarafından tamir edilmek üzere bir tamirciye bırakıldığında, tamirci artık yediemin olarak mülkün sahibidir.
  • Başkaları İçin Zilyetlik – Kendisi İçin Zilyetlik: Kural olarak, zilyet bu davayı kendisi için açar. Başka bir belirli kişi için zilyetlikte, zilyetlik başka bir belirli kişi içindir. Örneğin, bir yolcu çiçeğini sulaması için komşusuna bırakırsa, başka bir belirli kişi için de zilyetlik söz konusu olabilir.

Güvenilir Zilyetlik Nedir?

Asıl Zilyet ile Güvenilir Zilyet arasındaki mükemmellik, zilyetlik biçimlerine de konu olabilir. Bu durumu daha geniş bir incelemeye tabi tutmanın bir yolu olarak ayrı bir başlık altında ele alacağız:

  • Asli Zilyetlik – İnanılan Zilyetlik: Sahip olunan mülk, kısıtlı kesin bir hak veya belirli bir hakkı yapmak veya kullanmak amacıyla farklı bir belirli kişiye de teslim edilecektir. Bu durumda, her belirli kişi zilyettir. Ürünlerin sahibi ilk zilyettir ve ürünlerin teslim edildiği belirli kişi ikincil zilyettir. Taşınır bir mala tesadüfen zilyet olan bir kişi, malın kendisinden iyi niyetle edinildiği belirli kişinin zilyetlik karinesine dayanabilir. Taşınır üzerinde sınırlı bir fiili hak veya özel hak iddia eden zilyedin iddia ettiği mülkiyetin varlığı bir karine olarak dikkate alınır. Bununla birlikte, ikincil zilyet bu karineyi taşınırı kendisine veren kişiye karşı ileri süremez. Birçok açıdan, inançlı zilyetler, eşyalar üzerinde asli zilyetlerle aynı güvenliğe sahiptir. İnançlı zilyetlerin zilyetliği korumak için sürücü kullanmaları ve tecavüzü durdurmak için orantılı sürücü kullanmaları onaylanmıştır. Bunların yetersiz kaldığı yerlerde, ikincil zilyetler de zilyetliği korumak için onaylanmış işlemlere başvurabilir. Mülkiyetin zamanaşımı yoluyla kazanılması, yalnızca mal sahibinin kapasitesi boyunca zilyetlik durumunda meşrudur. Bu nedenle, ilk ve ikincil zilyet arasındaki mükemmellik bu açıdan önemlidir.

Haksız Zilyetlik Nedir?

Zilyetlik biçimlerindeki bir diğer ayrım, zilyetliğin çoğunlukla tamamen Doğru – Uygunsuz (Haksız) zilyetliğe dayalı olarak sınıflandırılmasıdır. Burada bir kez daha, tam bir inceleme yapmanın bir yolu olarak şimdi ayrı bir başlık altında incelemeyi seçtik:

  • Öncelikle Usule Uygun Zilyetlik – Öncelikle Usule Uygun Olmayan Zilyetlik (Haksız) Zilyetlik: Zilyet olan belirli kişi genellikle tamamen uygun bir zilyetliğe bağlıdır. Usulsüz zilyetlik olağandışıdır. Burada dayanılan uygunluk genellikle zilyetliğin uygunluğudur. Kira, rehin ve emanet gibi durumlarda, zilyet bir hakka bağlıdır. Alternatif olarak, haksız zilyetlik tamamen herhangi bir uygunluğa dayanmayacaktır. Örneğin, bir hırsız çalıntı mala haksız olarak zilyettir. Aynı şekilde, haksız zilyet olarak bir taşınmazı haksız yere işgal eden bir kişi de haksız zilyet olabilir. Bu bağlamda, ecrimisil, yani haksız işgal tazminatı da bu kişiden talep edilebilir. Kişi, zilyetliği altındaki mülkün tamamen herhangi bir hakka dayanmayacağını bilmiyor olabilir. Bu durumda, iyi niyetli bir haksız zilyetten bahsedilir. Aynı şekilde, zilyedin bunu bilmesi gerekmiyorsa veya zilyet bunu bilmeye hazır olmayacaksa, iyi niyetli haksız zilyet düşüncesinden bahsedilir. Bu kavram, zilyedin iade yükümlülüğünün kapsamının belirlenmesinde de önemli olabilir. Ürünleri varsayılan hakkına uygun olarak kullanan veya bunlardan yararlanan iyi niyetli haksız zilyet, ürünleri iade etmekle yükümlü olduğu belirli kişiye herhangi bir tazminat ödemekle yükümlü olmayacaktır. Aynı şekilde, ürünlerde kendi iradesi dışında meydana gelen herhangi bir kayıp veya zarardan da sorumlu değildir. İyi niyetli haksız zilyet, ürünleri iade etmekle yükümlü olduğu belirli kişiden ürünler için zorunlu ve yan faturalar için tazminat beyan edebilir. Haksız zilyet, bu tazminat beyanı yerine getirilene kadar ürünleri iade etme yükümlülüğünü yerine getirmekten kaçınabilir. Tehlikeli dinde haksız zilyet, hak sahibini mağdur ettiği ölçüde zararı tazmin etmekle yükümlüdür.

Zilyetlik Nasıl Satın Alınabilir?

Mülkiyet 4 farklı şekilde elde edilebilir. Bunları kaydetmek ve kısaca açıklamak gerekli olsa da, bunlar aşağıdaki gibidir:

  1. Ayırt Edici İktisap: Burada, zilyetliğin kazanılması durumunda, bir kişi tek taraflı irade sergileyerek ürünler üzerinde mutlak yönetim kurar. Bu aşamada, başka bir belirli kişinin rızası gerekli olmayacaktır. Mülk daha önce sahiplenilmiş olabilir. Bunun da ayrıca bir önemi yoktur. Bu tür bir edinimin en yaygın türü, doğadaki sahipsiz araçlara sahip olmaktır. Örnekler arasında dağlarda kekik toplamak ve sahipsiz koyunlara gururla sahip olmak sayılabilir. Önceki zilyedin mutlak hakimiyeti, önceki zilyedin mutlak hakimiyetini tanımayarak elde edilebilir. Hırsızlık bunun bir örneğidir.
  2. İkame yoluyla edinim: Burada, önceden var olan bir zilyetlik ilişkisi ve bu ilişkinin zilyedin ihtiyacı ile farklı bir kişiye geçmesi söz konusudur. Örneğin, bir malın satılması ve zilyetliğin farklı bir kişiye geçmesi bunun bir örneğidir. Zilyetliğin değişmesi, zilyetliğin zamanaşımı ile kazanılması kapsamında sorgulanabilir. Zilyetliğin değişmesi, önceki zilyedin talebi veya bir mahkeme kararıyla da gerçekleşebilir. Örneğin, bir vesayet davasında atanan vasinin mülkün tamamını yönetirken kurduğu zilyetlik bağlantısı bunun bir örneğidir.
  3. Girişim yoluyla edinim: Tam burada, hakim zilyet mülk üzerinde zilyetliğini sürdürür. Bununla birlikte, özel iradesi ile birlikte, başka bir belirli kişi adına model yeni bir mülkiyet ilişkisi kurulur. Bu süreç, tek başına zilyetliğin müşterek zilyetliğe dönüştürülmesi veya basit zilyetliğin kademeli zilyetliğe dönüştürülmesi şeklinde olabilir. Örneğin, kiralanan mülkün bir kira sözleşmesi kapsamında kiracıya geçmesi bu bağlamda bir tür edinimdir.
  4. Miras yoluyla edinim: Bu edinim türü diğerlerinden tamamen farklıdır. Çünkü burada zilyedin ihtiyacı ve mutlak hakimiyet unsuru aranmamalıdır. Müteveffanın ölümünden sonra ürünlerin mirasçılara devredilmemesi gerekse bile, mirasçılar bu ürünlerin mülkiyetini miras yoluyla satın alacaklardır.

Kaybolan Mülkiyet Nedir?

Bu kavram, zilyetliğin değişmesi için birincil öneme sahiptir. Zilyetliğin el değiştirmesi, teminat veya feragat edilen teminat türünden de olabilir. Temlik yoluyla el değiştirme, devreden ve devralanın el değiştirme yoluyla mevcudiyeti şeklinde olabileceği gibi, bu yöntemde mevcut olmayan zilyet arasında el değiştirme potansiyeli de olabilir. Sağlama, konunun kendisinin hibe edilmesi veya konuyu temsil eden bir şeyin hibe edilmesi şeklinde gerçekleşebilir. Örneğin, kiralanan bir evde gerekli olan bir şeyin kiracıya verilmesi bunun bir örneği olabilir. Zilyetliğin teminat ile takası yetkili bir danışman aracılığıyla gerçekleştirilebilir.

Peki, vazgeçilen tedarik nedir? Burada, mal üzerinde yönetim değişikliği diye bir şey söz konusu değildir. Zilyetliği devreden, mal üzerinde mutlak yönetime sahip olmaya devam eder. Örneğin, evini satan kişi o evde kiracı olarak oturmaya devam eder. Yanlış tedarik durumunda, zilyetlik değişikliğinin konusu ve ürünlerin neden kesinlikle önceki zilyedin idaresi altında kaldığına ilişkin gerekçeler birbirinden bağımsız olmalıdır. Örneğin, evi sunan kişi ev üzerindeki hapis hakkının en iyisinden yararlanıyorsa ve parayı alamadığı için evde oturmaya devam ediyorsa; bu örnek karşılıksız iktisap olarak düşünülemez.

Zilyetlikten feragat halinde, zilyetliği devralan 3. kişilerin zarar görmesini engellemek amacıyla bildirim yükümlülüğü getirilmiştir. Bu yöntemle zilyetliğin 3. bir kişiye devredilmesi durumunda, bu dava ancak zilyetliği devam ettirecek ve devralacak kişiye tebligat yapıldıktan sonra hüküm ve sonuç doğuracaktır.

Zilyetlik Davaları Nelerdir?

Zilyetliğin enerji tecavüzüne karşı korunması her zaman mümkün olmayabilir. Bu aşamada dava açılabilir. Mülkiyeti elinde bulunduran kişi, mülkü kendi idaresi altına almışsa ve anında geri alacak durumda değilse; o mülkün artık yeni bir zilyedi vardır. Bu nedenle, mülk ancak bir dava yoluyla geri alınabilir ve bu da haksız fiil için tazminat taleplerinin gündeme geleceği yerdir. Burada dava açma yetkisi taşınmazlar bakımından tapuda kayıtlı olanlara tanınmıştır. Taşınırlarda ise, zilyetliği onaylanmış olmak şartıyla zilyet olan herkes dava açabilir. Zilyetlik davaları, tecavüzün ref’i davası ve zilyetliğin iadesi davası olmak üzere ikiye ayrılır. Burada tecavüzün ref’i davasından bahsedilebilecekken, zilyetliğin iadesi davası bir alt başlık altında incelenebilir. Taşınır mallar üzerindeki taşınır mal davaları incelenmeyecektir.

Gerçekte, bir tecavüzün iadesi talebindeki en önemli durum, devam eden bir tecavüzün varlığıdır. Tecavüz, mülkün kullanımını durdurabilir veya zorlaştırabilir. Bu dava, tecavüz edenin zilyetlik hakkı olsa bile açılabilir. Burada amaç, tecavüzü sona erdirmek, tecavüzü ortadan kaldırmak veya zararı gidermektir.

Bu tür bir davada, zilyetliğin iadesi davasında olduğu gibi, saldırgana üstün hakkını hemen gösterme hakkı verilmeyecektir. Bununla birlikte, bu talepten sonra saldırganın çoğunlukla tamamen üstün hak beyanına dayalı yeni bir talepte bulunması mümkündür. Böyle bir davanın ilk amacının tecavüzü mümkün olan en kısa sürede sona erdirmek olduğu kabul edilmelidir. Bu dava, zilyetliğe ve faile yönelik tecavüz eyleminin gerçekleştiği tarihten itibaren 2 ay içinde ve her halükarda 12 ay içinde açılmalıdır.

Zilyetliğe Dayalı Tapu İptali ve Tescil Davası Nedir?

Bu başlık altında inceleyeceğimiz dava türü, zilyetliğin iadesi davası olacaktır. Burada davacı, kendisinden haksız olarak alınan zilyetliğin tekrar alınarak kendisine verilmesini talep eder. Uygulamada bu, tapunun iptaline ve ev, arazi, alan vb. vasıtasıyla belirli bir kişinin kimliğine tescil talebine karşılık gelir. Davacı ayrıca, zilyetliğin gasp edilmesi nedeniyle karşı sosyal topluluktan tazminat talep edebilir. Zilyetliği gasp edilen belirli kişi normalde ilk veya ikincil zilyettir. Gaspçı, söz konusu malın asli ve vasıtasız zilyetliğini başka bir kişiye devretmişse, bu hareket ona karşı yapılamaz. Bununla birlikte, taşınır mallar ve tazminat için bir talepte bulunulabilir.

Bu durumda, davacının söz konusu mülkün kendisine ait olduğunu ve başka bir kişi tarafından gasp edildiğini belirtmesi yeterlidir. Ayrıca, mülk üzerinde bir hakkı olduğunu belirtmesi gerekmez. Bununla birlikte, tapuların iptali ve tescili durumunda, bu bile belirlenmelidir. Bu aşamada, mülkü gasp eden kişi, o mülk üzerinde üstün bir hakka sahip olduğunu anında sunabilirse, bu üstün hak kabul edilebilir ve gasp eden kişi zilyetlik vermekten kaçınma gücüne sahip olabilir. Bununla birlikte, derhal ispat mutlak bir ön koşuldur. Derhal ispat ile kastedilen, davalının mahkemeden süre talep etmeksizin üstün hakkını anında gösterebilmesidir.

İhlalin reddi davasında olduğu gibi, böyle bir dava da gasp eyleminin ve gaspçının öğrenildiği tarihten itibaren 2 ay içinde ve her halükarda 12 ay içinde açılmalıdır. Bu süreler aşıldıktan sonra bu başvurunun yapılması mümkün olmayacaktır. Bununla birlikte, tapu iptali ve tescilinin amacının zilyetliğe dayandığı unutulmamalıdır. Çoğunlukla zilyetliğe dayalı tapu iptal ve tescil davaları, bu süreler geçtikten sonra son zamanaşımı süresine tabi olarak açılabilir.

Hazineye Ait Taşınmazlarda Zilyetlik Nedir?

Hazineye ait arazilerde zilyetlik durumunda ne olur? Burada 2B olarak sınıflandırılan yerlerden bahsediyoruz. Bu yerlerin bu şekilde adlandırılmasının nedeni, Orman Yönetmeliği’nin 2. maddesinin b bendinde düzenlenmiş olmalarıdır. Bu metne göre, 31.12.1981 tarihinden önce objektif olarak orman niteliğini kaybetmiş araziler, tarım veya hayvancılık için kullanılmasında sosyal fayda olabilecek yerlerde orman sınırları dışına çıkarılır. Bu araziler daha sonra devlet hazinesi adına tescil edilir.

Daha sonra bu arazilerin konumlandırıldığı yerde kadastro çalışmaları yapılır. Bu yerlere çok uzun süredir sahip olan ve prosedürleri tamamlayan hak sahipleri, ilgili tapu sicilinin beyanlar bölümüne kaydedilebilir. Daha sonra bu kişiler idareye başvurmak isterler. Şu anda kararlaştırılan cihaz bedelinin icra şirketine ödenmesi gerekiyor. Bundan sonra, taşınmaz malın bulunduğu yerdeki belediye, en iyi sahiplere bir bildirim gönderecektir. Bildirim tarihinden itibaren 3 ay içinde, ödenmesi gereken miktar ilgili belediyeye ödenmelidir. Bu, söz konusu arazi için belirlenen dürüst piyasa değerinin miktarıdır. Bundan sonra geçiş süreci gerçekleştirilebilir.

Tam burada, son tarihler hakların kaybedilmesidir. Farklı bir ifadeyle, kararlaştırılan miktar başvurudan sonraki 3 ay içinde yatırılmazsa, o arazinin sahibi olma potansiyeli kaybedilebilir. Bunun tek istisnası, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından af çıkarılmış olmasıdır. Araziye 30 veya 40 yıl gibi uzun bir süre boyunca sahip olsalar bile, son mahkemelere başvuramayacaklar ve arazinin çoğunlukla tamamen bu duruma dayanarak kimliklerine tescil edilmesini talep edemeyeceklerdir. Farklı bir ifadeyle, bu durumda arazinin mülkiyetini elde etmek için tek teknik, şimdi basitçe açıkladığımız yönteme bakmaktır.

Zilyetlik Hakkı Kaç Yıldır?

Başlangıçta, zilyetliğin uygun olmayacağını, yalnızca fiili bir duruma atıfta bulunduğunu belirtmek gerekir. Bununla birlikte, zilyet tarafından mülk üzerinde tesis edilen haklar vasıtasıyla zilyetlik bağlantısına dayanan belirli süreler olduğu belirtilmelidir. Bunun dışında, zilyetliği bir süreye tabi tutmak veya sınırlamak mümkün değildir.

Örneğin, zilyetliğin iktisabı fiilinden bahsettiğimizde bazı sürelerden bahsetmiştik. Bu süreler, zilyetliğin kazanılması için yönetmelikte öngörülen olağanüstü ve olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı süreleridir. Taşınırlarda zilyetliğin kazanılması için öngörülen olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı süresi yaklaşık 5 yıldır. Taşınmazlar için bu olağanüstü aralık yaklaşık 10 yıldır. Taşınırlar için olağanüstü bir sınırlama aralığı söz konusu değilken, taşınmazlar için bu süre yaklaşık 20 yıldır.

Bunun yanı sıra, zilyetlik davaları için de belirli zamanaşımı süreleri öngörülmüştür. Örneğin, tecavüzün ref’i ve zilyetliğin iadesi davaları için 2 aylık ve 1 yıllık zamanaşımı süreleri belirlenmiştir. Zilyetlik durumunda, taşınır mal davaları için 5 yıllık bir zaman aşımı aralığı vardır. Farklı bir ifadeyle, zilyet taşınır mala el konulduğu tarihten itibaren 5 yıl içinde dava açabilir. Bu yöntemle zilyet, taşınır mala el koyan kişiden zilyetliğin iadesini talep etme şansına sahip olabilir.